BEYONCÉ OLAMAYAN YÜZLERCE STAR MAĞDUR OLUYOR

Linke tıklayıp gelenler için not: BLOGUMUN ADRESİ DEĞİŞMİŞTİR!!!

Yeni blogumun linki: www.guzelblogum.com

Bu yazının yeni blogumdaki linki: http://www.guzelblogum.com/2010/04/beyonce-olamayan-yuzlerce-star-magdur.html

Yeni blogumdaki Beyoncé’yle ilgili bütün yazıların linki: http://www.guzelblogum.com/search/label/beyonce

Artık adresimiz orası, bookmarklarınıza ekleyiniz:)

2003 yılının birbirinden güzel bahar ve yaz günleri birbiri ardına hızla ve neşeyle akıp gidiyorlardı… Yapraklar filizlenmiş, çiçekler açmış, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorlardı… Buradan çok uzaklarda, okyanus ötesinde müzik dünyasının kalbinin attığı yerlerde, piyasada belli bir yer edinmiş bazı genç şarkıcılar yeni albümlerinin heyecanını yaşıyorlardı. Ashanti, ikinci albümü “Chapter II” için daha seksi bir imaja bürünerek daha iddialı gelmiş, Mya “Fear Of Flying”deki başarısını tekrarlamak amacıyla “Moodring”i hazırlamıştı. Britney Spears da “In The Zone” albümü için günlerini stüdyoda umut içinde geçiriyordu. Hepsi de muhteşem bir geri dönüşe, müzik dünyasını yeniden sarsmaya hazırlanıyordu. Gene gazeteler, dergiler, siteler onlardan bahsedecek, yedip içtiklerine kadar her detayı ayrıntılarıyla yazacak, kendileriyle röportaj üzerine röportaj yapacaklardı. Starlığın keyfini alabildiğince yaşamaya devam edeceklerdi.

Bu sırada Kelly Rowland adında Houston, Texas’lı siyahi güzel bir kadın, uzun yıllar boyunca grubu Destiny’s Child’la çalıştıktan sonra, solo kariyerine adım atmanın sevincini yaşıyordu. Dile kolay, 6 yıl boyunca grubunda solistlik yapmıştı, ama grubun ana solisti yakın arkadaşı Beyoncé’ydi ve Kelly, kariyeri boyunca hep onun gölgesinde kalmıştı. Herkes Beyoncé’yi konuşurken kendisinin adını pek hatırlayan yoktu. Zaten bu pop gruplarında bir iki kişinin grubun geri kalanından daha ön plana çıkması durumu hep yaşanmamış mıdır? Neyse ki 2002 yılı, onun için bu kısırdöngünün biraz olsun kırıldığı bir yıldı… Yeni parlayan hip hop yıldızı Nelly ile yaptıkları düet, “Dilemma”, haftalarca Billboard’da bir numarada kalmış, ilk albümü “Simply Deep” bütün eleştirmenler ve hayranlardan övgüler almıştı. Artık Destiny’s Child, Beyoncé’nin grubu diye anılmayacaktı… Beyoncé ve Kelly’nin grubu diye anılacaktı… Ama…

Bütün bu genç ve güzel, yetenekli sanatçıların hiçbiri, o sırada başlarına büyük bir felaketin gelmek üzere olduğunu bilmiyorlardı. Hayatlarını ve kariyerlerini alt üst edecek, kendilerini sahne ışıklarının gerisine, karanlıklara itecek, süperstarlık umutlarını en az 5 sene ertelemelerine neden olacak bir afet, bir kasırga, bir tufan, öyle bir şey üzerilerine doğru hızla geliyordu ve hiçbir kuvvetin bunu engellemesine imkan yoktu.

24 Haziran 2003 tarihine kadar, istedikleri her şeyi yapabilirlerdi. Konser mi tanıtım mı röportaj mı artık her neyse. 24 Haziran 2003’ten sonra artık onlar için çok geç olacaktı…

Birden ne olduğunu anlamadan kendilerini bambaşka bir dünyanın içinde buldular. Kendi şarkıları çalıyor mu diye açtıkları her radyoda “Crazy In Love” diyen sesler yankılanıp odalarını doldurdu. Kendilerini haber yaptılar mı diye açtıkları her gazete ya da derginin, Tina Turner kıyafetleri giymiş dalgalı, sarı saçlı, muhteşem güzellikte bir kadının resimleriyle dolu olduklarını gördüler. Televizyonu her açışlarında aynı sarışın bombanın ekrandan fırlayıp üstlerine atlayacakmış gibi dans edişini izlediler. Karşı karşıya kaldıkları durumun ciddiyetini albümleri çıkınca anladılar. Albümleri satış açısından beklenen patlamayı yapamadığı gibi, şarkıları ilk 10’a zar zor girdi, dergilerde gazetelerde haberlerini görmek de eskisi kadar kolay olmadı. Dinleyici tercihini yapmıştı…

Evet, yapraklar filizlenmiş, çiçekler açmış, kuşlar cıvıl cıvıl ötüyorlardı…

Beyoncé için…

2003’ten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Kadın pop ve RnB şarkıcıları ikiye ayrıldı: Beyoncé olanlar ve Beyoncé olmayanlar.

Beyoncé, ilk solo albümü “Dangerously In Love”ı 24 Haziran 2003’te çıkardığında, belki kendisi bile bu kadar büyük başarıya ulaşacağını tahmin etmiyordu. İlk solo denemesi, Austin Powers in Goldmember için söylediği “Work It Out” aslında Beyoncé’nin solo kariyerinde nasıl bir yol izleyeceğinin sinyalini hafiften veriyordu. Tina Turner’ı hatırlatan bir tarz, 60’ların başarılı bir şekilde modernize edilmesi, oldukça seksi kıyafetler ve baştan çıkarıcı danslar, daha olgun ve özgün bir vokal tarzı… Bu şarkı listelerde beklenen başarıyı gösteremedi ama yaklaşan kasırganın habercisiydi.

2003 öncesinde, insanlar Beyoncé’yi genellikle “Destiny’s Child’daki üç kızdan ortada duranı, şu çok güzel olanı” diye tanıyordu. Sağdaki ve soldaki de (Kelly ve Michelle oluyor bunlar) gayet şirin, cici kızlardı ama ortadaki başkaydı, bambaşkaydı. Bir kere solo vokalleri genellikle hep o söylüyordu. Sesi en güzel olan oydu, sahne duruşu en iyi olan, müziğin ve ritmin coşkusunu seyirciye en iyi yansıtan, şarkıları herhangi bir çekingenlik ve endişe göstermeden en rahat tavırlarla söyleyen, dolayısıyla büyük bir star olmaya en yakın olan oydu. Adının Beyoncé Knowles olduğunu ancak grubun yakın takipçileri biliyordu. Ama birçok dergi geleceğin yıldızları listesinde onu örnek gösteriyordu. Beyoncé o yıllarda da güzeldi, seksiydi, iyi dans ediyordu, sahne tecrübesi vardı, yapacağını yapmıştı zaten. Dolayısıyla onun bir solo albüm çıkaracağını duyan herkes Beyoncé’nin yapacaklarının Destiny’s Child’da yaptıklarının devamından öteye gitmeyeceğini sanıyordu. Beyoncé gene klasik RnB şarkılar söyleyecek, annesinin diktiği cici kız kıyafetlerini giyecek, bu kıyafetlerin hafif dekoltesi olacak ama fazla uçmayacak, tabii arada dans edecek, ettiği danslar da Britney, Christina gibi diğer sanatçıların yaptığı üzere dönemin modası koreografilerle hazırlanmış bildik danslar olacak, iki klip, iki röportaj, belki MTV’den iki ödül yani en iyi ihtimalle Britney gibi, Christina gibi… Yapacağı ne olabilirdi ki başka?

Aşağı yukarı böyle düşünen insanların, “Crazy In Love”ın klibini ilk gördüklerinde yüzlerinin aldıkları şekil neydi bilmiyorum ama bu satırların yazarı olan insandan örnek vereyim: Bu yazıyı yazmak için 6 sene beklediğine göre ancak kendine gelebildi demektir.

“Crazy In Love”da Beyoncé, hem daha önce kimsenin aklına gelmemiş dans figürleri yaratmış, hem de daha önce çok az kadın sanatçının olabildiği kadar seksi olmuştu. Üstelik bunu basitliğe kaçmadan yapabiliyordu. Onun yaptığı müziğe eşlik etmek değil müziği yaşamak, müziğin ta kendisi olmaktı. Şimdi eşi olan Jay-Z’nin Beyoncé’nin içinde bulunduğu arabayı yakması ve o arabanın küllerinden yepyeni bir Beyoncé’nin doğması sembolikti, Destiny’s Child’daki mahallenin cici kızının yerine, gerçek bir divanın doğuşunu anlatıyordu. Beyoncé’nin diğer sanatçıları iki günde gölgede bırakması kadar doğal bir şey olamazdı. Çünkü başka starlar genellikle kendisine söylenenlerle tavsiyelerle hareket etmiş, bilinen şarkılar, bilinen danslar, bilinen kılık kıyafetleri yıllarca dinleyiciye sunmuş, iki arada bir derede kendilerinden bir şeyler katarak özgünlüklerini yakalamıştı. Kimilerinin şarkıcılığı çok iyiydi harika bir sesleri vardı ama dans yetenekleri herkesinki kadardı. Çok iyi dans edenlerin de sesleri bir Whitney, Mariah seviyesinde olmaktan uzaktı. Beyoncé eksenli popüler bir blog olan Beyonceitis’de yazıldığı gibi, daha önce bir Whitney Houston konserine danslar için para verilmezdi, bir Janet Jackson konserine de muhteşem vokal numaraları için gidilmezdi. Beyoncé bu gizli kuralı değiştirdi. Whitney, Mariah seviyesindeki vokalleri, kusursuz bir dans yeteneğiyle birleştiren ender kadın sanatçılardan oldu. Bütün bunları kusursuz bir fizik ve güzellikle birleştiren de ilk kadın sanatçı oldu. Demek istediğim, Madonna çok hoş ama İtalyan güzelliği denildiğinde akla gelen isim maalesef kendisi değil, Monica Belluci oluyor.

Baby Boy ve Naughty Girl klipleriyle Beyoncé’nin ne kadar yaratıcı olabildiği iyice ortaya çıkmıştı ve bu yaratıcılığı günümüze kadar aralıksız devam etti. Baby Boy’daki çöldeki dans sahnesini kim unutabilir? Ya ateş çemberi içinde dans etmesi? Dansı herkesin yaptığı klişe koreografiler olarak algılamayıp yepyeni figürler hatta akrobasi hareketleri denemesi? Ya turneleri için çektiği kısa filmlere ne demeli? Konserleri için sırf kadınlardan oluşan kocaman bir orkestra kurması? Single Ladies için hazırladığı özel koreografi ve milyonlarca hayranının bu dansı çalışıp kaydedip video paylaşım sitelerine atması? Thierry Mugler imzalı özel kıyafetleriyle yepyeni bir moda akımı başlatması? Daha sayarsam bu yazdıklarım artık bir makale değil, bir roman kategorisine girecek. Ben de yayınlatmak için yayınevi yayınevi dolaşmak zorunda kalacağım. Sonuçta bütün bunları yapmak, daha önce Brandy’nin, Monica’nın, Keisha’nın, Mashonda’nın, Shequoiya’nın aklına gelmemişti. Dinleyici de bunun farkındaydı. Bu nedenle wikipedia gibi sitelerde popüler kadın sanatçıların diskografilerine bakın, Mariah, Mary J. gibi istisnalar hariç hemen hepsinin albüm satışlarının 2003’ten sonra dramatik bir şekilde düştüğüne tanık olacaksınız. En çarpıcı örneği de Jennifer adında bir kızcağızda görüyoruz. O da kim demeyin. Ne çabuk unuttunuz?

Tabii bu büyük fırtınanın ardından müzik dünyası star kavramına artık çok farklı gözle bakıyordu. Beyoncé standartları epey yükseltmişti. Beyoncé’den sonra doğal olarak etrafta mini etek + topuklu ayakkabılarla oryantal danslar etmeye çalışan bir ordu belirdi müzik kanallarında. Amerie, Ciara, Rihanna minik Beyoncé klonları olarak bu trendden paylarını almaya çalışırken, zaten Beyoncé’den önce bir kariyerleri olan Jessica (Simpson), Ashanti gibi gibi isimler imajlarını değiştirip Beyoncé’yi birebir taklit etme yoluna gittiler. Hatta Avril Lavigne bile “Hot” klibiyle… Yok canım, o kadar değildir artık, o benim hüsnü kuruntum.

Eğer Beyoncé, 2003’te o büyük çıkışı yapmasaydı (ki bu aslında eğer Tina ve Matthew adında iki kişi tanışıp evlenmeseydi ve dünyaya kız çocuk getirmeseydi demek oluyor) müzik dünyasının gidişatı ne olacaktı bilmiyorum ama şöhret şansı verilen sanatçılar ile bu şansa kavuşamayacak olanların listesi normalde olabileceğinden çok farklı oldu. Biraz daha açayım, Rihanna diye bir kız çıktı. Çok güzel diye ona albüm yaptılar. Artık Christina Milian klansmanında olanlara şans vermemeye başladılar. Tabii müziğin gidişatı da değişti. Beyoncé albüm yapmak için başkalarına bağımlı olmayan, sağda solda beste peşinde koşuşturmayacak biri, çünkü kendi parçalarını kendisi yazabiliyor. Ve onun müziği, uzun yıllar trendleri belirledi. Dangerously In Love ya da B’Day soundunda bir sürü şarkı gördük. Sonra biraz daha elektroniğe kayan bir sound hakim olunca Beyoncé de ona uygun iyi parçalar yapabildi. Beyoncé hâlâ ve hâlâ taklit ediliyor. Giydiği kıyafetlerden tutun da danslarına kadar. Onun ışıltısından nasibini alamamış birinin müzik dünyasında tutunması artık pek kolay değil. Tabii bir Lady Gaga değilse ve kainattaki bütün gezegenlerin moda akımlarını araştırıp bunları Dünya’da uygulamasını sağlayacak üstün telepatik güçleri yoksa. (Ya da arada o gezegenlere gidip gelmesini sağlayan top secret bir uçan dairesi)

Kısacası Beyoncé eşsiz şarkıları, dansları, sanattaki yaratıcılığı, sahne şovları ile tam bir trendsetter. Bizim biricik bir tanecik bir numaramız. Öyle ki Beyoncé forumlarında “Acaba Beyoncé yeni Michael Jackson mı?” diye başlıklar açılıyor. “Evet, neden olmasın?”cilarla, “Hadi canım sende, yok artık”çılar birbirine düşüyor. (En azından Pop’un kralının aramızdan ayrılışına kadar durum böyleydi ama neyse ki şimdi Michael’ın hakkı Michael’a veriliyor.) Bu başka hiçbir sanatçının forumunda görülmeyen bir şey. Tabii arada diğer kızların hayranları bu forumlara sızıyor, “Siz Beyoncé diye diye dönüp dolanın bakalım ama bizim sevdiğimiz şarkıcı yeni şarkısıyla Beyoncé’ye müzik mi dans mı her neyse, neymiş gösterecek Beyoncé bir daha kendine gelemeyecek” diye mesajlar atıyor, insanlara ayıp ediyor. Sonra o beklenen şarkı gereken başarıyı gösteremeyince üzüntüye boğuluyor.
Peki Beyoncé’ye rakip olan o milyonlarca kız neden bir Beyoncé olamadı, onun başarısını gösteremedi? Şimdi bunu irdeleyebiliriz:
Beyoncé olamayan çeşitli sanatçılar ve onların Beyoncé olamama sebepleri
AMERIE


Listemizin başında Amerie var çünkü sadece şarkıcı değil aynı zamanda besteci. Bir de büyük hayranıyım, ondan. Uzun süre kendine özgü sounduyla müzik piyasasında tutunmaya çalışıyor. Henüz “1 Thing” parçasıyla “one hit wonder” statüsünden çıkabilmiş değil. Ama hâlâ umut var.

Avantajları: Besteciliği, sütun gibi bacakları, çok iyi albümler yapması.

Neden Beyoncé olamadı?: Parçaları biraz birbirine fazla mı benziyor ne? Kaldı ki üçüncü albümünü ABD’de yayınlamaması büyük hataydı. Bir de sesi o kadar kuvvetli değil. Elbette promosyon eksikliği de söz konusu.
RIHANNA


Listenin başına bunu da alabilirdik. Çünkü saydığım ve sayacağım isimlerde en popüler olanı. Liste başı şarkılar, iyi satan albümler, kusursuz güzellik, seyredilesi klipler… Yani aslında Rihanna cephesinde sorun yok.

Avantajları: İki cümle öncesine bakın.

Neden Beyoncé olamadı?: “Oldu ya” dediğinizi duyar gibiyim. Beyoncé olmak sadece iyi bir liste ve satış başarısı göstermek değildir. Sanatın her alanında en üst düzeyde yetenekle donanmış olmak demektir. Muhteşem bir ses ve kimsenin yapamadığı (hele de 20 cm topuklularla iki saat boyunca aralıksız olarak yapamadığı) danslar, kimsenin aklına gelmeyen sahne şovları demektir. Rihanna’da sahne hakimiyeti denen olay yok. Bitse de gitsem havası zaman zaman seziliyor. Nerde kaldı dansı. Hele sesine hiç değinmeyelim.

BRITNEY SPEARS


Evet, 2000’lerin başında süperstardı. Bir albümle Whitney Houston kadar satabilmişti. Bir Britney fırtınası esiyordu ki sormayın. Sonra ne oldu anlamadık, birden kazınmış bir kafayla şemsiyeyi kapıp arabalara geçiren bir varlığa dönüştü. Hayır, Beyoncé yüzünden değil tabii.

Avantajları: Albümlerine iyi parçalar seçebiliyor. Farklı bir sesi var. Dansı süper değil ama birçoklarından iyi. Star ışığını da hâlâ bir nebze koruyor.

Neden Beyoncé olamıyor?: Sesi, dansları, sahne şovları ne kadar iyi olursa olsun Beyoncé düzeyinde değil de ondan. Bir de erken şöhretin getirdiği baskılar, üçüncü albümün öncekiler gibi satmamasının getirdiği bunalım, evlilik sorunları, onun zıvanadan çıkmasına neden oldu. Basına fazla malzeme verdi ve özel hayatı, kariyerinin önüne geçti. Bir röportajında Mariah Carey’i eleştirerek, onun kariyeriyle özel hayatını birbirinden ayırmadığını, iş hayatını fazla kafaya takmakla hata ettiğini filan söylemişti ama aynı şeyi kendi de yaptı. Gizemli olmanın gücünü kullanmadı. İnsanlarda merak uyandırmadı.
CHRISTINA AGUILERA


Beyoncé ortaya çıkana kadar Britney için en büyük tehdit, çocukluk arkadaşı, Mickey Mouse Club partneri Christina’ydı, çünkü ondan daha iyi sesi vardı. Şarkıları, sahne şovları da eksik değildi. Sonra inişli çıkışlı bir kariyerle aramızda olmaya devam etti. Onu seviyoruz.

Avantajları: Tabii ki sesi. Yenilikçi, risk almaktan korkmayan tarzı ve duruşu. Müziği iyi bilen biri oluşu. Güçlü karakteri.

Neden Beyoncé olamıyor?: Hem fiziği, hem sesi, hem de şarkılarıyla Beyoncé’nin yanında sönük kalıyor. Sesini yanlış kullanıyor bazen. Şarkı söylemekle bas bas bağırmayı karıştırabiliyor. Belli bir stili yok değişiklik yapayım derken, kimliğini oturtamamış biri havası veriyor. İlk albümde tiki güzeli modunda takılırken, ikinci albümde asi rockstar havasına büründü, üçüncü albümde hepten dağıttı 20li 30lu yılları aynen alıp önümüze koydu. Madonna da sık sık saç baş değiştiriyor ama yaptığı her şeyde evet bu bir Madonna işi diyebileceğimiz küçük bir imza var. Christina’da bu da yok.

CIARA


2004’te çok iyi çıkış yapmıştı. Ama aynı başarıyı devam ettiremedi. Çok iyi dans ediyor ama sesi berbatın biraz üstünde. Özel stüdyo teknikleriyle albümlerde durumu kurtarıyor. Canlı performanslarını fazla kişi beğenmiyor. O da bu eksikliğini danslarla örtüyor. Fiziği taş gibi, Grace Jones’un biraz rafine edilmişi gibi görünüyor, iki metre bacaklarıyla cazibeli, baştan çıkarıcı, biraz da ürkütücü. Ama yok, olmuyor işte.

Avantajları: Top model olmak için ideal biri. Ondaki fizik çok az kişide var. İyi bir dansçı aynı zamanda. Yani avantajları şarkıcılık konusunda değil.

Neden Beyoncé olamıyor?: Şarkı seçimleri çok hatalı, sesi çok yetersiz, gereksiz yerde pornoya kaçan pozlar verdi ve kadın hayranlarının çoğunu kaybetti. Kaldı ki onun o vahşi cazibesini birçok kişi yanlış yorumladı ve daha kariyerinin başında kendisinin aslında bir hermafrodit olduğunu ya da ameliyatla kadın olmuş bir transseksüel olduğunu filan iddia etti. Aslında bu bile tek başına onun neden Beyoncé olamadığının kanıtı.
KERI HILSON


Bu da son dönem iyi çıkış yapan kızlardan. Besteci, söz yazarı olarak zaten bu piyasanın içindeydi. Timbaland’ın “The Way I Are” parçasındaki performansıyla geniş bir kitle (en azından Türkiye’de şu anda Beyoncé hakkında yazmakta olan biri) onu tanıdı. “Knock You Down” parçasıyla ABD’de uzun süre Billboard’da ilk beşte yer aldı. Sütun gibi bacaklar, güzellik onda da mevcut. Sesi de güzel. Ama bir parçada Beyoncé’mize “Gitsin çocuk yapsın, bıraksın bu işleri” tadında laflar edince milyonların ağır tepkisini topladı. Sonra işin aslı anlaşıldı. Bu kızımız, Beyoncé’ye albümü için birkaç beste vermiş, Beyoncé kabul etmemiş mi ne. Bu da ona sinirlenmiş. Beyoncé’nin besteye ihtiyacı mı var? Biz Sezen Aksu’ya beste gönderiyor muyuz? Neyse ki bir ödül töreninin kulisinde bazı gazeteciler onu Beyoncé’nin kızkardeşi Solange ile karıştırdı da öyle aldı cevabını.

Avantajları: Star ışığına sahip. Değişik bir havası var. Biraz mahallenin harbi kızı havası seziyorum onda. Şöför Nebahat tadında. Buna oynarsa başarılı olabilir. Bir de dediğim gibi beste yapabiliyor. Ama belli ki Beyoncé’nin beğenebileceği ölçüde değil.

Neden Beyoncé olamıyor?: Beste hikayesi bir yana, kısa bir örnek vereceğim. Geçtiğimiz Haziran’da BET Awards töreni düzenlendi. Siyah müziğinin bir numaralı ödül töreni olan bu etkinlikte, Keri Hilson, Michael Jackson’ın ancak pijama niyetine giyebileceği bir kıyafetle sahneye çıktı. Dans adı altında bir takım hoplamalı zıplamalı hareketler yaptı, idare eder bir vokal performansı sergiledi. Parçasını çabuk çabuk söyleyip indi kimse de ne olduğunu anlamadı. Derken Beyoncé sahneye çıktı. “Ave Maria”yı söyledi. Işıklar içinde geldi sahneye, bembeyaz giyinmişti, melek gibi bir sesle kusursuz söyledi, şarkı sırasında etraftan gelen dansçıların yardımıyla kıyafeti yavaş yavaş bir gelinliğe dönüştü. Herkes de hipnotize olmuş gibi onu seyretti. Keri Hilson’un klansmanının çok üstünde olduğunu böylece göstermiş oldu.
ASHANTI


İlk albümü ABD’de üç milyon sattı. Bir iki milyon da dünyanın geri kalanında eklendi. Çok iyi parlamıştı. Herkes onu dinliyor ondan bahsediyordu. Tamam Türkiye’de değil, bu nedenle bir çoğunuz onu tanımıyor. Ama 2003’e gelince onun için de işler değişti.

Avantajları: Fazla güzel değil ama çok şeker. Altın gününün eşsiz partneri olabilecek, işlediğiniz nakışları birbirinize gösterebileceğiniz ya da Flormar ojeleri üzerine saatlerce tartışabileceğiniz tipten. Sesi gayet iyi. Besteleri de. (Evet, o da yapabiliyor!)

Neden Beyoncé olamıyor?: Çünkü Beyoncé solo kariyerine başladığından beri kendisine bir haller oldu. Bütün kendine özgü kişiliğini bir kenara bırakıp onun gibi olmaya kalkıştı. Onun kıyafetlerini giydi, onun danslarını yaptı (daha doğrusu yapamadı) Hayranları da bunu yemedi. Orijinali dururken taklidini alayım demedi, hele orijinalle taklidine verilecek CD parasının miktarı aynıyken. O zamandan beri kendini toparlamaya çalışıyor. Albümleri gene iyi ama bu sefer de doğru promosyon sıkıntısı çekiyor.

BRANDY


90ların bir süperstarı da oydu. Ülkemizde sadece MTV’yi sık sık izleyenler onu iyi biliyordu. Ama ABD’de aynı zamanda “Moesha” dizisinin de başrol oyuncusu olduğu için büyük bir hayran kitlesine sahipti. Herkes onun saçını başını giyimini kuşamını taklit ederdi. (Türkiye’de değil ABD’de) Sonra ne olduysa oldu nazar mı değdi yoksa Beyoncé mi bilmiyorum, ağzıyla kuş tutsa albüm satamaz hale geldi.

Avantajları: Güçlü yorumu, sempatikliği, iyi müzikten anlaması.

Neden Beyoncé olamıyor?: O da Ashanti’yle benzer sendroma yakalandı. Beyoncé gibi görünüp dans etme hastalığına tutundu. Onun çalıştığı yönetmenlerle klip çekti ve bu kliplerde onun performansının ancak onda birini sergiledi. Albümleri için başkalarının ancak “filler” yani albüm doldurma parçaları olarak kullanacağı etkisiz şarkıları çıkış şarkısı olarak seçti ve bunların listelerde başarı göstermesini boşuna bekledi durdu. Aslında evlenmediği sevgilisiyle evlendiğini açıklaması da hoş karşılanmadı.

KELLY ROWLAND


Beyoncé’nin kader arkadaşı, Destiny’s Child’daki yoldaşı. Ses, güzellik onda da var. İnsanların hemen sevgisini kazanabilecek bir tip.

Avantajları: Çok şirin, boyu bu kadar uzun olmasa kucağınıza alıp seversiniz. Sesi bulunabilecek en kaliteli seslerden. Tam bir Afrika bombası.

Neden Beyoncé olamıyor?: Bilinçaltı. Grup şovlarında Beyoncé’nin gerisinde kala kala belki de ömrü boyunca durumun böyle devam edeceğine inandı. Bir de sahnede Beyoncé kadar rahat değil. Çekingenliğini hâlâ atamamış. Ama liste başarısı konusunda şanslı olduğunu Nelly ile olan parçasında ve David Guetta ile yaptığı “When Love Takes Over”da kanıtladı. Yani starlık yolunda şansı yaver gidebilecek biri aslında. Her an sürpriz yapabilir. Bekliyoruz. Destekliyoruz.

MICHELLE WILLIAMS


Beyoncé’nin diğer grup arkadaşı. LeToya Luckett ve LaTavia Roberson Destiny’s Child’dan ayrılınca onların yerine geldi. Bir daha da gitmedi. Gospel albümlerden sonra Pop RnB tarzında bir albümü 2008’de çıkardı. “We Break The Dawn” adında çok iyi bir çıkış parçasına sahip olmasına rağmen o da listelerde tutunamadı.

Avantajları: İnsan ilişkilerinde güçlü olması, sempatikliği, farklı ses rengi. Sıradan görünüşü. Daha doğrusu, sıradan kızların da star olabileceğini kanıtlayarak kendisi gibi sıradan insanlardan oluşan büyük bir hayran kitlesinin sevgisini kazanabilecek bir yapıda olması.

Neden Beyoncé olamıyor?: Albümlerindeki promosyon eksikliği. Bir de sesi yeterince geniş değil. Zaten Beyoncé olmaktan ziyade Mary J. Bilge olabilir, şovlardan ziyade vokal performansına ağırlık vererek müzik kariyerinde ilerleyebilir.

SOLANGE KNOWLES


Elbette listenin sonuna Beyoncé’nin küçük ve sevimli kız kardeşinden daha uygun bir aday bulunamazdı. Aslında Beyoncé’ye rakip olmakta en avantajlı isimlerden biri olmalıydı değil mi? Ne de olsa aynı genleri taşıyor. Ama onun da çıkardığı iki albüm başarılı olamadı.

Avantajları: Beyoncé’yi aramıza getiren biyolojik koşulların hepsine aynen sahip. Ayrıca özgün ve kaliteli bir müziği var.

Neden Beyoncé olamıyor?: Neden olsun ki? O bir Solange. İstediği müziği yapıyor satıp satmamasını umursamıyor. Daha doğrusu umursasa bile bunu belli etmemeyi başarıyor. Biraz ticari düşünse başarı şansı var ama ticari düşünmüyor. Kaldı ki zaten hayatını Beyoncé ile geçiriyor, turnelerde, katıldığı televizyon programlarında onun yanında oluyor. Onunla besteler yapıyor. Onunla şarkılar söylüyor. Beyoncé ile birbirlerinin saçlarını tarıyor, birlikte yemek yapıp, odalarını topluyorlar. Bu diğer birçok starın isteyip de rüyasında bile göremeyeceği bir şey.

Kısacası Beyoncé, müzik dünyasının en büyük efsanelerinden biri olma yolunda hızla ilerliyor. O bir trendsetter. O bir kariyer canavarı. O bir fırtına. O bir kasırga. O bir korkulu rüya. Daha doğrusu o bir “tatlı hayal ya da güzel kabus.” (Sweet Dream or Beautiful Nightmare) Bir şekilde popüler olabilmiş birçok starın Beyoncé’nin başarısına ulaşabilmesi için daha kırk fırın ekmek yemesi gerekiyor.

Listeye özellikle Beyoncé ile kariyerlerine aşağı yukarı aynı dönemde veya daha sonra başlamış, bu yollarda onunla birlikte ilerlemiş isimleri aldım ki Beyoncé’nin nasıl bir etkisi olduğu iyice anlaşılsın. Tina Turner, Whitney Houston, Madonna, Janet Jackson gibi isimleri koysaydım çoğu Beyoncé’nin örnek aldığı isimler olduğundan büyük ayıp etmiş olacaktım. Üstelik bu sanatçıların ülkemizdeki geniş hayran kitlesi beni denize dökebilirdi. Bu riski alamazdım. Erkek sanatçıları da koyarak durumu iyice karıştırmak istemedim. Yani “Chris Brown bir Beyoncé olamıyor çünkü onun kadar güzel değil, mini etek giyerken bacakları iyi görünmez, makyaj yapma imkanı da yok” gibi şeyler yazamazdım. Ayrıca tarzı Beyoncé’ninkinden çok farklı Miley Cyrus gibi isimleri de koyarak yazımı 50 sayfaya çıkarmak ve kendime eziyet etmek istemedim.

Umarım Beyoncé daha uzun yıllar rakipsiz kalır da ben de hakkında bol bol yazma imkanı bulurum. Kendisinin bizlere sunacak daha çok şeyi var aslında. Daha hiçbir şey görmedik sayılır. Eminim uzun yıllar boyunca yeni yeni değişik değişik icatlar çıkarıp bizleri şaşırtmaya devam edecektir. Artık ateş içinde dans etmek mi olur bungee jumping mi bilemem. Biliyorsunuz, o her şeyi yapabiliyor. Doğa kurallarını aşıyor. Sadece bekleyelim ve görelim.



Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: